"Hüdaverdi ile çalışırken en çok dikkatimi çeken şey, tasarım kararlarını sadece estetik açıdan değil iş hedefleri doğrultusunda değerlendirmesiydi. Fikir üretme sürecine aktif katılır, farklı bakış açıları sunar ve sorumluluk almaktan çekinmez."
Buraya Nasıl
Geldim
Başlangıç
Tasarıma olan ilgim aslında bilgisayarlardan çok önce başladı.
Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri insan yüzleri çizmekti. Portreler çizer, saatlerce detaylarla uğraşırdım. İlkokul yıllarında ressam İsmet Çetin ile tanışma fırsatı buldum ve hayatımın önemli bir kısmı onun atölyesinde geçti. Yağlı boya yaptım, sergilere hazırlandım ve sanatın sadece ortaya çıkan işten değil, o işi üretme sürecinden de oluştuğunu öğrendim.
O yıllarda henüz bunun bir kariyere dönüşeceğini bilmiyordum. Sadece üretmeyi seviyordum.
Dijital Dünyayı Keşfetmek
Lise yıllarında ilk kez bilgisayarlarla daha yakından tanıştım.
O dönem dijital tasarım bugünkü kadar erişilebilir değildi ama ilk kez tasarımın yalnızca kâğıtta, tuvalde ya da fiziksel dünyada var olmadığını fark ettim. Ekranlar da tasarlanıyordu. Dijital dünyalar da üretiliyordu.
Üniversite yıllarında Adobe Illustrator ve Photoshop ile tanıştım. Bu araçlar benim için yeni bir kapı açtı. Baskı tasarımları hazırladım, freelance projelerde çalıştım, dijital illüstrasyonlar ürettim ve farklı disiplinleri keşfetmeye başladım.
Aynı dönemde Refik Anadol ve Haluk Akakçe ile çalışma fırsatı buldum. Sanat, teknoloji ve deneyim tasarımı arasındaki ilişkiyi yakından görmek bakış açımı önemli ölçüde değiştirdi.
Tasarımdan Deneyime
Üniversitedeyken bir hocam sayesinde kullanıcı deneyimi ve pazarlama odaklı çalışmaların yer aldığı bir projeye dahil oldum.
İlk kez tasarımın sadece estetik kararlar vermekten ibaret olmadığını gördüm. İnsan davranışlarını anlamak, ihtiyaçları analiz etmek ve gerçek problemlere çözüm üretmek tasarımın en heyecan verici tarafıydı.
Bitirme projemi de İTÜ ve Mudo iş birliği kapsamında gerçekleştirdim. X ve Y kuşağının alışkanlıklarını araştırarak bu kitleye yönelik deneyim ve koleksiyon önerileri geliştirdim. Araştırma, içgörü üretme ve tasarım kararlarını verilerle destekleme süreçleriyle daha yakından tanıştım.
O noktada kariyerimi hangi yönde ilerletmek istediğime karar vermiştim.
Product Design.
Ürünler, İnsanlar ve İş Hedefleri
Kariyerimin ilk yıllarında insan-makine etkileşiminin yoğun olduğu arayüzler tasarladım. Zamanla mobil uygulamalar, web platformları ve farklı ölçeklerde dijital ürünlerde çalışma fırsatı buldum.
Ancak zamanla şunu fark ettim:
İyi bir ürün tasarımcısı yalnızca ekran tasarlamaz.
Ürünün neden kullanıldığını, kullanıcıların nerede zorlandığını, hangi metriklerin takip edildiğini ve iş hedeflerinin ne olduğunu da anlamaya çalışır.
Bu yüzden kariyerim boyunca yalnızca tasarım sistemleri, kullanıcı akışları ve arayüzlerle değil; analiz, raporlama, optimizasyon ve ürün geliştirme süreçleriyle de ilgilendim.
Bugün
Bugün bir medya şirketinde Product Designer olarak çalışıyorum.
İçerik, ürün, büyüme ve kullanıcı deneyiminin kesiştiği noktada yer alıyorum. Bazen yeni özellikler tasarlıyor, bazen mevcut deneyimleri iyileştiriyor, bazen de verilerin anlattığı hikâyeyi anlamaya çalışıyorum.
Geriye dönüp baktığımda aslında çok şey değişmedi.
Çocukken bir tuvalin başında saatler geçiren kişiyle bugün dijital ürünler tasarlayan kişi aynı meraktan besleniyor:
İnsanların nasıl düşündüğünü anlamak, karmaşık şeyleri daha anlaşılır hale getirmek ve ortaya insanların gerçekten kullanmak isteyeceği bir şey çıkarmak.